Hazırlayan: Ceren ATLI
DİSLEKSİ VE GELİŞİMSEL DİL BOZUKLUĞU:
Okuduğunu Anlama Üzerinde Belirgin Etkileri Olan Komorbid Bozukluklar
Snowling, M. J., Hayiou‐Thomas, M. E., Nash, H. M., & Hulme, C. (2020). Dyslexia and developmental language disorder: comorbid disorders with distinct effects on reading comprehension. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 61(6), 672-680.
Okuduğunu anlama hem kod çözme hem de dilbilimsel anlama üzerine kuruludur. Okuduğunu anlamada güçlük çekmek ise bu becerilerdeki eksikliklerden kaynaklanabilir. Bu araştırmada "Welcome Language and Reading" projesinden elde edilen boylamsal sonuç verileri kullanılarak 8 yaşında üç çocuk grubu belirlenmiştir. Bunlar a) Kod çözmede eksikleri olan ancak sözel dilde eksiklikleri olmayan Disleksik çocuklar, b) Kod çözme becerileri normal aralıkta olan ancak Gelişimsel Dil Bozukluğu'na (GLB) sahip olan çocuklar ve c) hem Disleksi hem de GLB için kriterleri karşılayan çocuklardır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular Disleksi veya GLB'li çocukların okuduğunu anlama güçlüğü riski altında olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum farklı nedenlerden kaynaklanmaktadır. Disleksi durumunda zayıf kod çözme devreye girerken; GLB durumunda zayıf sözel dil becerileri rol oynamaktadır. Bu çocuk grupları için kendi zayıflık alanlarını hedef alan farklı müdahale biçimleri gereklidir.

Birçok çocuk hem kod çözmede hem de okuduğunu anlamada güçlük yaşamaktadır. Okumayı öğrenmenin temeli sözlü dildir. Okuma problemleri söz konusu olduğunda, sözlü dilde güçlük çeken çocuklar büyük risk altındadır. Fonolojik eksiklikler düşük kod çözme ile ilişkiliyken; kelime dağarcığı, gramer ve alıcı dilde yaşanan problemler daha çok okuduğunu anlamada güçlük ile ilişkilidir.

Dilde ve okumada gözlemlenen nörogelişimsel bozuklukları iki boyutta ele almak gerekir. Basit Okuma Görüşü'ne (Simple View of Reading) göre okuduğunu anlama kod çözme ve dilsel anlama boyutlarından oluşmaktadır. Disleksi düşük fonolojik becerilerle ilgilidir ve kod çözmede eksiklikler gözlemlenir. Gelişimsel Dil Bozukluğunda ise okuduğunu anlamada eksiklik ile ilişkilidir. Ayrıca GDB'nin düşük fonolojik becerilerle birlikte oluştuğu da gözlemlenmiştir. Yani Disleksi ve GDB ayrı bozukluklardır ancak komorbid olarak karşımıza çıkabilmektedir. Dahası, gelişimsel dil güçlüklerinin seyri önemlidir: Dil güçlüğü resmi okuma eğitimine kadar çözümlenen çocukların dil güçlüğü okul yıllarına kadar devam edenlere oranla kod çözme güçlüğü yaşaması daha az olasıdır.

Bu araştırmada 3,5 yaşlarında araştırmaya dahil edilen risk altındaki çocukların okuryazarlık gelişiminin incelendiği bir projenin son evrelerinden edinilen bulgular yer almaktadır. Risk altındaki çocuklar a) aile disleksi öyküsü olan çocuklar, b) okul öncesi dil güçlüğü deneyimleyen çocuklar ve c) tipik kontrol grubu olmak üzere gruplandırılmıştır.

Bu çocukların 8 ve 9 yaşındaki okuduğunu anlama sonuçları iki yolla incelenmiştir. İlk olarak okul öncesi dönemde disleksi riski altında olan çocukların performansıyla tipik grup karşılaştırılmıştır. Buna göre aile disleksi riski bulunan çocukların düşük risk grubuna oranla daha zayıf performans göstermesi beklenmektedir. Ardından 8 ve 9 yaşındaki çocukların okuduğunu anlama yetenekleri a) Disleksi, B) GDB ve c) Komorbid disleksi + GDB olmak üzere üç tanı grubunda incelenmiştir. Buna göre her tanı grubundaki çocuğun okuduğunu anlamada sorun yaşaması (ancak bu sorunları farklı nedenlerden ötürü yaşaması) beklenmektedir. Disleksik çocuklar için kod çözme temel engel iken, GDB'li çocuklar için genel dil becerileri yoksunluğunun temel neden olması beklenmektedir. Bu hipotezleri test etmek için kelime-dışı okuma kod çözmeyi ölçerken, kelime dağarcığı ise dil becerisini ölçmede kullanıldı.

Araştırma sürecinde aileler, konuşma ve dil terapisi hizmetleri ile okuma ve dil güçlüğü çeken çocuklar için yerel gazetelerde, kreşlerde ve destek ajanslarının web sayfalarında yer alan reklamlar aracılığıyla çalışmaya dahil edildi. Çocuklar 3,5 yaşındayken katılmalarının ardından 260 çocuk, aile disleksi riski olup olmadığını ve daha sonra risk altında bırakan bir okul öncesi dil bozukluğuna sahip olup olmadığını belirlemek için iki aşamalı bir süreç kullanılarak sınıflandırıldı. Her çocuğa yaklaşık olarak 2 saat süren test bataryası verildi. Çocukları tanı gruplarına ayırmak için kullanılan testler dil, okuma ve okuduğunu anlama becerilerine odaklanılmaktadır. Dil kategorisinde Alıcı Gramer, İfade Edici Dilbilgisi, Morfolojik Bilgi ve Kelime Dağarcığı alt ölçekleri yer almaktadır. Okuma kategorisinde ise Kelime Okuma, Kelime Dışı Okuma Becerisi ve Okumada Akıcılık ölçülmüştür.

Elde edilen sonuçlara göre 8-9 yaşlarındaki çocukların tipik kontrol grubuyla karşılaştırılmasının ardından sonuçlar göstermektedir ki aile disleksi riskine sahip olan çocuk grubu ve tipik grup, okul öncesi dil güçlüğü yaşayan gruba ve komorbidite gözlemlenen gruba oranla okuduğunu anlamada daha yüksek puanlara sahiplerdir.

Disleksik grup Kelime Dağarcığı boyutunda iyi performans gösterirken, kelime-dışı okuma boyutundaki performansı zayıftır; okuduğunu anlama boyutunda ise normal aralık içinde yer almaktadır. GDB'li grubun Kelime Dağarcığı boyutundaki performansı oldukça düşükken kelime-dışı okuma boyutundaki performansı orta aralıktadır; okuduğunu anlama boyutunda ise yine oldukça düşüktür. Son olarak komorbid durumun gözlemlendiği grup her üç boyutta da büyük eksiklikler deneyimlemektelerdir. Tahmin edildiği gibi üç klinik grubun da okuduğunu anlama güçlükleri vardır, ancak bunlar Disleksi olan grupta hafiftir ve iki GDB grubunda daha şiddetlidir.

Genellikle, aile disleksi riski taşıyan çocuklar, okuduğunu anlamada normal aralıktayken, okul öncesi dil güçlükleri daha sonra okuduğunu anlama bozukluğunu öngörmektedir. Bishop ve Adams'ın 'kritik yaş' hipotezi doğrultusunda dil bozukluğu 5,5 yaşına kadar çözülmüş olan çocukların, problemleri devam eden veya problemleri okula giriş çağında ortaya çıkanlardan daha az güçlük yaşadığı ortaya çıkmıştır.

Teorik bir bakış açısından, eldeki bulgular Basit Okuma Görüşü ile uyum sağlamaktadır. Bu görüşe göre, okuduğunu anlama, kod çözme ve dil anlama yeteneğinin bir ürünüdür ve her iki becerideki eksiklikler kaçınılmaz olarak okuduğunu anlama güçlüklerine yol açacaktır. Bu çalışmada, sadece kod çözme güçlükleri ile 'saf disleksi', kod çözme güçlükleri yokluğunda gerçekleşen dil bozukluğu ile 'saf GDB' ve her ikisiyle birlikte 'komorbid Disleksi ve GDB' olmak üzere tanımlanabileceğini gösterdik. Bu üç grubun tümü, Basit Okuma Görüşü ile öngörülen farklı nedenlerle ve farklı şiddette okuma anlama bozuklukları göstermektedir.

Saf disleksik olan çocuklar önemli kod çözme eksikliklerine rağmen (zayıf kelime-dışı okuma gibi) nispeten iyi sözlü dil becerilerine sahiplerdir ve okuduğunu anlamada sadece hafif kusurlar gösterirler. Disleksik olan çocukların aksine, saf GDB'si olan çocukların dil anlama yeteneklerinin kod çözebilecekleri metinleri anlamaları için yeterli olmadıklarını göstermektedir. Bu grup 'zayıf kavrayıcılar' (poor comprehenders) olarak sınıflandırılabilir. Son olarak, beklendiği gibi, Disleksi + GDB ile özdeşleştirilen çocuk grubu, kod çözme ve dil becerileri konusundaki ikili eksiklikleri nedeniyle en ciddi okuduğunu anlama problemlerini yaşamaktalardır.

Bulgular Disleksi ve GDB arasındaki ayrışmanın altını çizmektedir. Bu boylamsal çalışma ile disleksik çocukların okul öncesi dönemden itibaren fonolojik işlem problemleri yaşadıklarını ve bunların okumayı öğrenmede sorun oluşturduğunu biliyoruz. Aile disleksi riski taşıyan diğer çocuk çalışmalarından elde edilen bulgular doğrultusunda, okuduğunu anlama problemlerinden ziyade, öğrenme problemleri kod çözmeyle ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. Aksine, GDB'li çocuklarda birincil eksiklik okumanın anlaşılmasını tehlikeye atan daha geniş bir dil becerisi yoksunluğu gibi görünmektedir.

Bununla birlikte, eğitim açısından bakıldığında çarpıcı bir bulgu, 'risk altındaki' örneklemimizde bulunan yüksek oranda okuduğunu anlama ve kod çözme sorunudur. 3,5 yaşındayken aile disleksi riski altında olduğu ya da okul öncesi dil bozukluğu nedeniyle araştırmaya dâhil edilen 8 yaşındaki çocukların %55'inde klinik olarak anlamlı okuma veya dil problemleri vardı. Böylece bir ailenin okuma problemleri veya okul öncesi dil problemleri öyküsünün çocukları daha sonra okuma ve dil güçlüğü açısından önemli risk altına soktuğu açıktır. Her ne kadar bu çalışma sadece vaka-kontrol karşılaştırmaları içermesine ve bu nedenle nedensel hipotezleri onaylayamasa da, teorik olarak bulgular, erken dil becerilerinin, kod çözme becerilerinin gelişiminin temellerini sağlamada ve doğrudan okuduğunu anlama becerilerinin gelişimine etkileri ortaya koymaktadır. Bulguların eğitim uygulamaları için de önemli etkileri vardır. Okuma problemi olan çocuklar için müdahale gerekmektedir. Ayrıca, dil müdahaleleri özellikle yararlı olabilir ve çok bileşenli yaklaşımlar da dikkate alınmalıdır.


Önemli Noktalar Okuduğunu anlama hem kod çözme becerisine hem de dil anlama yeteneğine bağlıdır. Zayıf okuduğunu anlama, Dislekside zayıf kod çözmenin bir sonucudur ve birçok durum için telafi mümkündür ancak Gelişimsel Dil Bozukluğunda (GDB) zayıf dil becerilerinin bir sonucudur. Disleksi ve GDB sıklıkla komorbid görülür ve bunlardan etkilenen çocuklar, zayıf kod çözmenin zayıf dil ile birleştirilmesinden dolayı okuduğunu anlamada önemli sorunlar yaşarlar. Zorlukların altında yatan nedenlere bağlı olarak zayıf okuduğunu anlama için farklı müdahale biçimleri gereklidir. Yüksek eğitimsel kazanımı sağlamak için kanıta dayalı müdahaleler, zayıf okuryazarlık riskine sahip olan çocuklarda okuma ve dil becerilerini geliştirebilir.

© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda