Hazırlayan: psİkolog Hüdanur Arslan
Positive Effect of Breastfeeding on Child Development, Anxiety, and Postpartum Depression (1)
Mikši´c, S., Ugleši´c, B., Jakab, J., Holik, D., Srb, M, A., Degmeˇci´c, D.,
., Int. J. Environ. Res. Public Health, 17, 2725 (2020)
Bu yazımızda ele alacağımız makale International Journal of Environmental Research and Public Health dergisinde15 Nisan 2020 tarihinde yayınlanmış güncel bilimsel verileri bize sunan Štefica Mikši´c ve arkadaşları tarafından yapılan, doğum sonrası depresyonun emzirme ile ilişkisini inceleyen bir araştırmadır.

Doğum sonrası depresyon, kaygı, emzirme, çocuk gelişimi gibi başlıklarda araştırma yapanların ilgilenebileceği bilgiler içermektedir.
Doğum sonrası dönem, yeni annelerin psikolojik olarak savunmasız olduğu, ruhsal durum değişimlerinin kadınların çoğunda beklendiği bir süreçtir. Bu dönem, kadının yeni bir duruma adaptasyonu olmakla birlikte, çeşitli beklenti ve yenilikleri barındırdığı için depresif duruma meyilli kişilerde ciddi problemler gözlemlenebilir.

Bahsedeceğimiz başlıkları açıklayacak olursak, doğum sonrası depresyon(PostPartum Depression); doğumdan sonra ikinci ila altıncı haftalar arasında kendini gösteren psikiyatrik bir bozukluktur. Doğum sonrası kadınların %15'inde ilk 12 ayda görülmektedir. Anneyi ve bebeği etkileyen yönleri vardır. Emzirme ise doğum sonrası depresyon üzerinde olumlu etkileri olan, koruyucu bir faktördür. Bu makale emzirme ile doğum sonrası depresyon ve anksiyete ilişkisini incelemektedir.

Çoğu kadın doğumdan sonra bebeği ile ilgilenebilir, yeni sahip olduğu annelik rolüne uyum sağlayabilir. Ama bu durum herkes için böyle olmayabilir. Kadının yaşadığı fiziksel sıkıntılar, doğumun zorluğu, o günden önceki yaşam deneyimleri, genel ruhsal durumu gibi birçok faktör bu uyum sürecini zorlaştırabilir. Bu yüzden doğumda ve sonrasında birçok kadın "doğum sonrası üzüntü" (postpartum sadness) olarak adlandırılan daha hafif bir duygu durum bozukluğu yaşamaktadır. Doğumdan iki gün sonra ortaya çıkan uykusuzluk, konsantrasyon ve duygu durum problemleri, anksiyete belirtileri olarak gözlenir ve bir iki hafta içinde genellikle kaybolur. Doğum sonrası depresyona göre belirtileri hafiftir ve hızlı kaybolur fakat PPD'da semptomlar keskin ve uzun sürelidir ayrıca semptomları arasında güçsüzlük, yalnızlık, çocuk için sevgi eksikliği, güven kaybı ve günlük aktivitelere ilgi kaybı da yer alır. Annelerde içsel ve dışsal yetersizlik algısı oluşabilir. Kendilerini 'kötü anne' olarak gördükleri için endişe, öfke, suçluluk ve çocuklarına bakamama hissi olabilir veya başkalarının kendilerini ''yetersiz anne'' olarak algılayacağından korkabilirler. Bu da tedavi edilmedikçe anne ve bebeğin yaşamını etkilemektedir.

Postpartum depresyon durumunun çocuklar için görülen etkileri, yeni doğan uyku düzensizlikleri, astım, diyabet gibi fiziksel rahatsızlıklar ve ileri düzey PPD'da beyin yapısıyla ilgili psikiyatrik problemler olabilir. (2) ( Konuyla ilgilenenler Raposa, E. ve arkadaşları tarafından yapılan makaleyi inceleyebilirler.) Ayrıca yoğun PPD yaşamış annelerin çocuklarında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu(DEHB) ve anksiyete bozuklukları da görülebilir. PPD en büyük risk grubu yaşamları boyunca depresif belirtileri olan hastalardır. Tedavisinde psikoterapi uygulanmakta, psikoterapinin yanıt vermediği durumlarda psikiyatrik ilaçlar, antidepresanlar kullanılmaktadır.

Post partum anksiyete de benzer sonuçlar gösterebilir yine depresyonda olduğu gibi annede yetersizlik algısı, düşük özgüven, azalmış başa çıkma kabiliyetleri gözlenmektedir ve bu süreci yaşayan anneler de bebeklerini daha kısa sürelerle emzirmektedir. Böyle durumlarda çocuklar için güvensiz bağlanma, gecikmiş bilişsel gelişim, negatif mizaç gibi durumlar gözlenebilir.

Emzirmenin çocuğun hayatında bu kadar etkili olma sebebi anne sütünün çocuğu her türlü duruma karşı koruyan bir etmen olmasıdır. Çocuğun sağlıklı büyümesini desteklerken fiziksel gelişimini (gırtlak, yutkunma refleksi gibi) ve nörolojik gelişimini de sağlamaktadır. Emzirilen çocuklar yaşamın ilerleyen döneminde de diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları için düşük risk altında olurlar. Tüm bu besinsel öneme ek olarak emzirme anne ve bebek fiziksel temas ile güvenli bağlanmayı sağlayarak psikolojik destek de sağlar.

Emziren kadınların daha düşük PPD riski göstermeleri laktasyon ile ilişkilidir. Anne sütü üretimini desteklemek için salgılanan oksitosin ve prolaktinin hormonal etkileri kadınlarda antidepresan ve anksiyolitik etki göstermektedir. Bunların da zihinsel sağlık üzerinde koruyucu faktörü olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle araştırılması gereken bir konu olarak düşünülmüştür.

Bu çalışmada prospektif kohort epidemiyolojik araştırma yöntemi kullanılmıştır. Hırvatistan'daki Dakova Sağlık Merkezi'nde doğum servislerinde yatan hastalardan ve hemşirelerin yaptığı ev ziyaretlerinden araştırma verileri toplanmıştır. Katılımcılar, Hırvatistan Đakovština'daki hamile kadınlar arasından rastgele seçilmiştir. Katılımcılar seçilirken özellikle komplikasyonsuz gebelik ve önceki gebeliklerde duygu durum bozukluğu olmayan kadınlar kontrol edilerek seçilmiştir. Bunlar dışlama kriterleridir.

Seçilen kohort grup prospektif olarak, gebeliğin son üç ayında, doğumdan sonraki bir hafta içinde yapılan ilk ev ziyaretinde ve doğumdan 90 gün sonra olmak üzere 3 zamanda izlenmiş, duygudurumları değerlendirilmiştir. Bu süreç içinde çalışmadan vazgeçen katılımcılar olmuş tur. 209 kişi ile başlanılan çalışmada, 2. Zaman noktasında bu sayının 194 ile devam edilmiş ve son olarak da 3. Zaman noktasında 160 katılımcı ile sona erdirilmiştir. Çalışmadan çekilme nedenlerinin çoğu ise taşınma yada izin verilmeyen Roman kadınlar olmalarıdır.

Bu 3 kontrol zamanında veri toplamak için çalışmada kullanılan araçlar Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDS), Beck'in Depresyon Envanteri (BDI) ve Beck'in Anksiyete Envanteri (BAI) idi. Bu araçlar kısaca şu şekilde açıklanabilir;

EPDS, doğum sonrası kadınların depresyon belirilerini ölçen bir öz bildirim ölçeğidir. Hamilelik için onaylanmış ve geliştirilmiştir. Anket depresyonun bilişsel ve davranışsal belirtilerini ölçen, semptomların şiddetini 4 puanlık ölçekle sunan on madde içerir.

Beck Depresyon Envanteri(BDI), DSM IV'e dayanır ve depresyon belirtileri ile ilgili 21 madde içerir.

Beck Anksiyete Envanteri(BAI), somatik anksiyete semptomlarını ölçmek ve anksiyeteyle depresyon arasındaki ayrımı yapmak için oluşturulmuş 21 maddelik bir ankettir.

Bu ölçekler kullanılarak toplanan veriler Kolmogorov-Simirnov testi ile test edilmiştir ve değişkenler Spearman'ın korelasyon yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bağımsız değişkenler t testi ile analiz edilmiştir. Analizle için SPSS kullanılmış ve çalışma deneysel olarak anlamlı bulunmuştur.

Elde edilen verilerden bahsedecek olursak,

Katılımcıların yaşları 18 ile 46 arasında değişip, ortalama katılımcı yaşı 28.04 tür. (SD=5.18)

Katılımcıların büyük çoğunluğu evli( %96.7), yarısından fazlası yakın ailesiyle birlikte( eş çocuk) (%53.1) , üçte biri binden az nüfusu olan bir yerde yaşamaktadır(%34.5 i). Eğitim düzeyleri incelendiğinde, katılımcıların çoğu liseyi bitirmiştir.
Katılımcıların %85.7 sinin EPDS skoru 10dan düşük çıktığı için PPD riski altında olmadıkları tespit edilmiştir. Öte yandan Beck Depresyon ölçeğiyle değerlendirildiğinde %94.1 inde minimal depresyon gösteren skorlar görülmüştür. Beckin Anksiyete ölçeğine göre %74 ünde kaygı yoktur, %18.2sinde hafif kaygı vardır.

Bu araştırma göstermiştir ki, 173 anne(85.7%) hastaneden taburcu olduktan sonra bebeklerini anne sütüyle beslemeye devam etmiştir. 3. Ayın sonunda ise bu oran %62.5 e düşmüştür.

İstatistiki olarak merkezi eğilim ölçüleri ( central tendency) incelendiğinde çocukların fiziksel karakteristikleri doğumdan sonraki ilk hafta ve doğum sonrası 3. Ayda birbirlerine benzerdir. Makaleye göre, emzirilen çocukların potansiyel olarak büyümelerinin 3 ay sonunda emzirilmeyen çocuklara göre daha fazla olduğu boy uzunluklarında tespit edilmiştir. Fakat baş çevresindeki değişiklikler 3. Ayda yapılan değerlendirmeye göre emzirmeye bağlı değildir.

Toplanan verilerin sonuçlarına bakıldığında doğumdan 3 ay sonra Beck Depresyon Ölçeğindeki ortalama değerlerin emzirmeyen annelerde, emzirenlerden daha yüksek olduğunu göstermektedir. Beck Anksiyete Ölçeğiyle değerlendirildiğinde, emzirme süresiyle anksiyete arasında negatif korelasyon bulunmuştur.

Makalenin tartışma kısmında önemli bir konu olarak annenin öz yeterliliğine değinilmiştir. Bu kısma geçmeden, emzirme kararının alınabileceği kritik 6 dönem olduğu belirtilmiştir. Bunlar; doğumdan sonraki ilk 24 saat, doğum sonrası 1ila 2 hafta sonra, 6 ila 8 hafta sonra, 4 ila 6 ay ve 12ay sonrasıdır.

Yazar öz yeterliliği, annenin emzirmeyi seçip seçmeyeceğini, ne kadar kalıcı olacağını, emzirmenin zorluğuna duygusal olarak nasıl tepki verileceğini belirlediği bir durum olarak tanımlar. Devamında emzirme öz etkinliğinin bireysel deneyimlerden ve çevresel faktörlerde etkilendiğinden bahsetmektedir.

Annenin emzirmeye devam etmesini teşvik eden önemli bir faktör olan bebeğin sağlıklı gelişimi, emzirme başarısının da önemli bir göstergesidir.

Sona doğru geldiğimizde, makalede PPD risk faktörlerinden bahsederken; PPD'un emzirmenin kesilmesi için risk faktörü olarak görülmesinin yanı sıra, önceki negatif emzirme deneyimlerinin de PPD için risk faktörü olabileceğine değinilmiştir, yani çift taraflı bir ilişki vardır. Bu bize göstermektedir ki; postpartum depresyon, annenin benlik algısı ve bilişinde gelecekte karşılaşacağı durumlara yönelik olumsuz etkilere neden olabilir.

Tüm bu bulgulara ek olarak yazarlar, makalenin kısıtlayıcı yanlarından biri olarak çalışmanın başlangıcından itibaren tam katılımcı sayısını muhafaza edememelerini göstermektedir. Ayrıca, istatistiki analizlerin, potansiyel ortak değişkenler kontrol edilmeden sadece grup karşılaştırmalarını kapsadığını ifade etmekte ve son olarak bu çalışmanın doğumdan sonraki 6 ay ve 1. Yılı kapsayacak şekilde genişletilebileceğini söylemektedirler.

Buraya kadar incelediğimiz makale içeriğine ek olarak kendi ülkemizde de benzer problemler görülmektedir. Sağlık Bakanlığı'nın anne sütü ve emzirme politikası da önemli bir gündemdir. Ülkemizde bu konuyla ilgilenen aile ve toplum sağlığı merkezleriyle birlikte Bakırköy Kadın Ruh Sağlığı Merkezi gibi hastane birimleri bulunmaktadır. Kadınların hayat sürecinde psikolojik yardıma yatkın olduğu değişim dönemlerinde bu kurumlardan destek alınabilmektedir.

Kaynakça:

(1) Mikši´c, S., Ugleši´c, B., Jakab, J., Holik, D., Srb, M, A., Degmeˇci´c, D., (2020). Positive Effect of Breastfeeding on Child Development, Anxiety, and Postpartum Depression., Int. J. Environ. Res. Public Health, 17, 2725 (2020) tarihinde www.mdpi.com/journal/ijerph adresinden erişildi.

(2) Raposa, E., Hammen, C., Brennan, P., Najman, J. The long-term effects of maternal depression: Early childhood physical health as a pathway to offspring depression. J. Adolesc. Health 2014, 54, 88–93. [CrossRef] [PubMed]


© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda