hAZIRLAYAN: uzm.psk.danışman hatİce selman
HAYAT DERSİ NİTELİĞİNDE BİR FİLM: MORRIE İLE HER SALI
Mitch Albom'un 1997 yılında yayımlanan Öğretmenim Morrie ile Her Salı isimli kitabından 1999 yılında Mick Jackson tarafından sinemaya uyarlanan dram türünde bir yapım: Morrie İle Her Salı
Gerçek bir yaşam öyküsünü anlatan bu etkileyici film, emekli bir profesör olan Morrie'nin ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonra eski bir öğrencisi olan Mitch Albom ile yaşadıklarını konu almaktadır. Morrie'nin hastalığa olan yaklaşımı ve yaşamının son zamanlarında bile hayat dersleri verdiği bu hikâyede Morrie adeta kendisi ölürken öğretileri ile birçok insana hayat vermeyi, yaşama sevinci aşılamayı seçmiştir. Öğrencisi Mitch Albom para ve şöhreti sevgiye tercih eden ve duygularını sürekli öteleyen yönüyle karşımıza çıkmaktadır. Morrie ile uzun yıllar sonra karşılaştıktan sonra rutin haline gelen Salı buluşmaları Mitch'in kendi içine yönelmesi, yaşamını anlamlandırması ve kendisiyle barışmasını sağlarken Morrie ise yaşam öğretilerini aktarmanın ve son nefese kadar öğretmenin huzuru içindedir.

Filme dair öncelikli olarak bu iki baş karakterin arasındaki temel fark olan yaşam anlamına değinmek isterim. Yaşam anlamı, psikolojinin doğuşu ve gelişimi süresince temel konulardan biri olmuştur. Adler Yaşamın Anlam ve Amacı kitabında konunun önemini vurgular. Varoluşçu yaklaşımla beraber Frankl ve Yalom da konuya dikkat çekmiştir. Ve günümüzde de pozitif psikoloji çerçevesinde derinlemesine ele alınan bu kavram bireyin kendini gerçekleştirme sürecindeki yapı taşlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Birey yaşamını anlamlandıramadığında kendisini boş, öfkeli, kaygılı ve huzursuz hissedecektir. Filmde de Mitch'in sürekli gergin halini belirgin şekilde görmekteyiz. Duygularını anlamaktan kaçan bu adam, filmin başlarında evleneceği kadın ile birlikteyken bile duygularını ötelerken, Morrie ile buluşmaları sayesinde duygularını anlamaya, kendisi için önemli olan değerleri fark etmeye başlamasıyla beraber; Morrie'nin evine giderken ona hediyeler götürmüş, ona sarılmış ve duygularını daha fazla ifade etmiştir. Bununla beraber içinde bulunduğu andan zevk aldığı, kaygılarını kontrol altına almış ve rahatlamış bir duruşu da filmin akışı içinde daha fazla ön plana çıkmaktadır.

Filmden aktarmak istediğim ikinci önemli nokta ise Morrie'nin hastalığın ilk atağını geçirmesi ve sonrasındaki kabul sürecidir. Hastalıklar başta güç kaybı olmak üzere çeşitli engel ve kayıplar içerir. Hastalık ve kayıp süreçlerini anlamada aklımıza ilk olarak mutlaka bilinmesi gerekenlerden birisi olan, Elizabeth Kübler-Ross'un birçok hasta üzerindeki çalışmalarından sonra literatüre kazandırdığı beş evreden oluşan yas modeli gelir. Bu modele göre ölümle yüzleşen her birey inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme evrelerini çeşitli uzunlukta tecrübe eder. Birisinde sabit kalabilir, ya da evreleri tamamlayıp başa dönebilir. Morrie bu evreleri yaşayıp kabule ulaştığını belirgin şekilde yansıtmaktadır. Ölümü o kadar kabullenmiştir ki Mitch ile olan konuşmalarında "Ölümden konuşmaktan neden rahatsız oluyorsun, hepimiz öleceğiz, hatta sen bile." diyerek ve ara ara mizahı da kullanarak Mitch'i gerçekçi bakışa çekmektedir. Kendisine ölmeden önce yaptığı cenaze töreni de Morrie'nin gerçeği kabullenişini gösterir. Morrie filmin bütününde olduğu gibi o törende ölmeyen değerler olarak vurguladığı sevgiyi ve dostluğu ön plana çıkarır. Mitch'in eve girdiği anda Morrie'nin yardımcısının "İnsanların ona iyi bir şeyler söylemesi için ölmeyi beklemek istemedi." söylemiyle, törende dahi Morrie'nin yaşam anlamlarından birisi olan insanlara bir şeyler öğretme ve asıl değerleri fark ettirmeye hizmet etme net bir şekilde görülür.

Filmin sonlarına doğru ise Mitch'in Morrie'ye "Eğer birisi sana sağlıklı yalayacağın 24 saat daha verildi ne yapardın?" sorusunun cevabı da dikkate değerdir. Morrie'nin "Ballı çörek ve çayla mükemmel bir kahvaltı yapardım, doya doya yüzerdim. Arkadaşlarımı öğle yemeğine salata gibi bir şey yemeye çağırırdım. Sonra parkta yürüyüşe çıkardım." diye anlattığı ve Mitch'in "basit bir gün" diye nitelendirdiği bu cevap bize şimdi ve burada olmanın, elimizdekinin kıymetini bilmenin ve mutluluğun basit gibi görebildiğimiz şeylerde olduğunu fark etmenin önemini anlatır.

Morrie ve Mitch'in ölüm, evlilik, aile, korku ve bağımlılık gibi konuları konuştukları her Salı'nın ayrı ayrı sayfalarca yorumlanabileceği düşündüğüm bu filmi mutlaka izlemenizi öneririm. İyi seyirler.

Kaynakça:
1) Yalom, Irvin D. (2018). Varoluşçu Psikoterapi. (Z. İyidoğan-Babayiğit, Çev.), İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
2)Albom, M. (1997). Öğretmenim Morrie ile Her Salı. (B. Gezek-Harbert, Çev.), İstanbul: Boyner Yayınları.
3)Frankl, V. (2019). İnsanın Anlam Arayışı. (S. Budak, Çev.), İstanbul: Okuyan Us Yayınları.
4)Adler, A. (2012). Yaşamın Anlam ve Amacı. (K. Şipal, Çev.), İstanbul: Say Yayınları.
5)Kübler-Ross, E. (1997). Ölüm ve Ölmek Üzerine. (M.B. Büyükkal, Çev.), İstanbul: Boyner Yayınları.


© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda