hAZIRLAYAN: PSİKOLOG GÖZDE DURAN
UZAK DOĞU'NUN ISSIZ ADAMI: VAHŞİ GÜNLER
Uzak Doğu'nun en bilinen yönetmenlerinden biri olan Wong Kar-wai'nin dünyaca ünlü, 1990 Hong Kong yapımı, ikinci uzun metraj filmi: Vahşi Günler.
Başrollerinde yönetmenin vazgeçilmez aktör ve aktristlerinden olan; Leslie Cheung, Maggie Cheung, Carina Lau ve Andy Lau yer alıyor.

Yuddy doğar doğmaz annesi tarafından geçimini bedenini satarak sağlayan bir kadına on sekiz yıl boyunca aylık elli dolar karşılığında evlatlık verilir. Üvey annesi Yuddy'nin öz evladı olmadığını belli bir süre sonra -filmde zaman belirtilmiyor- ona söyler. Yuddy; ilişkilerinde ötekine değer vermeyen, bağlanmak istemeyen, ilişkilerinin bitmesinden kaygı duymayan ve kaybetmekten korkmayan bir karakter özelliğine sahip. Ana teması itibariyle hemen hemen hepimizin bildiği, yayımlandığı zaman çok ses getiren bir Çağan Irmak filmi olan Issız Adam'a oldukça benziyor.

Filmde Yuddy'nin iki ilişkisine tanık oluyoruz. İlk ilişkisindeki partneri olan bir futbol stadında bilet satarak geçinen Su Li-zhen sessiz bir kadındır. Yuddy'nin kendisiyle evleneceğini düşünür ancak böyle bir niyeti olmadığının farkına vardığı ilk anda ilişkiyi sonlandırır. Yuddy'nin kendisine geri döneceğine inanır ama zaman geçip bunun gerçekleşmeyeceğini anlayınca ilk adımı kendi atar. Evlenmeseler de onun yanında yaşamak istediğini söyler ama o sırada Yuddy bir sonraki ilişkisine başlamıştır bile. Yuddy'nin ikinci partneri ise; bir gece kulübünde dans ederek geçinen, erkekler hakkında Su Li-zhen'e göre daha çok şey bildiğini düşündüğümüz Leung Fung-ying'dir. Su Li-zhen ne kadar sessizse Leung Fung-ying de o kadar tabiri caizse gürültülü bir kadındır ve Yuddy'nin ilişkiyi kestirip atmalarına karşılık verip gittiği takdirde bir daha asla geri dönemeyeceğini bilir. Bu yüzden mümkün olduğunca Yuddy'nin çizdiği sınırlar içerisinde bir ilişki yaşamaya boyun eğer. Ta ki ufak bir hata yapıp kendini kapının önünde buluncaya kadar.

Evlatlık olduğunu öğrendiği ilk andan beri gerçek annesini bulma girişimlerine olumlu karşılık vermeyen üvey annesi, biriyle tanışıp Amerika'ya yerleşme düşüncesinden sonra Yuddy'ye gerçek annesinin yerini söyler. Bunun üzerine Yuddy Filipinler'e gider ama bu sefer de annesi kendisini görmek istemez. Film genel anlamda bu minvalde ilerliyor.
Yuddy'nin karakter yapısı incelendiğinde narsisistik ögeler ihtiva ettiği göze çarpar. Filmi genel manada bu çerçeveden yorumlamak, analiz etmek mümkündür. Narsisizm (özseverlik) psikoloji literatürü incelendiğinde en merak edilen ve üzerine en çok tartışılan kavramlardan biri olarak karşımıza çıkar ve çok boyutlu, karmaşık bir yapıyı ifade eder. Narsisizm genel olarak böbürlenme, aşırı bir ben-merkezcilik, diğerlerinin sevgisine ve taktirine aşırı gereksinim ve büyüklenme fantezilerinin yanı sıra, empati kuramama, başkalarına duyulan ilginin azlığı ve düşmanlık gibi özelliklerle tanımlanır (Kernberg, 2012). Narsisizmin etiyolojisine ilişkin literatüre bakıldığında çoğunlukla ebeveyn tutumlarına vurgu yapıldığı görülür.

Yapılan pek çok klinik çalışmada narsisist kişiler, çocukluk yaşantılarında anne babaları tarafından ihtiyaçları empatik bir biçimde karşılanmamış ve yetişkin yaşantılarında bu ihtiyaçlarını ilişkileri yoluyla gidermeye çalışan kişiler olarak tanımlanmaktadır (Morf ve Rhodewalt, 2001). Narsisizmi açıklamaya yönelik kuramsal yaklaşımlardan biri olan Karen Horney'in yaklaşımı Yuddy'nin durumunu en iyi yansıtan yaklaşımlardan biridir. Horney, narsisizmi saf bir tekil olgu ya da patoloji ya da kişiliğin bir ekseni olarak ele almak yerine çeşitli koşulların yarattığı nevrotik bir eğilim olarak tanımlamıştır (Horney, 2006). Horney'a göre her türlü nevrotik olguda olduğu gibi, temelde çocuklukta kazanılan rahatsızlıkları buluruz. İçerleme ve korkular nedeniyle çocuğun diğer insanlara yabancılaşması narsistik eğilimlerin gelişmesine en temel katkıyı yapar (Horney, 2006). Horney'a göre çocuklukta gelişen bozuk ilişkiler yetişkin hayatta telafi amacı ile benlik şişmesine neden olur. Bu benlik şişmesi narsistik bir örüntü oluşturur. Narsistik kişilerin bir ötekine duygusal açıdan temas etme ve ötekiyle duygusal bağ geliştirme, sevebilme yetisi zayıftır. Kişi bu boşluğu doldurabilmek amacıyla beğeni toplamaya, saygı kazanmaya çalışır (akt. Geçtan, 1995). Tüm bu yönleri ile narsisizm özünde bir öz-büyütme durumudur. Sahip olmadığı veya düşündüğü kadar sahip olmadığı özellikler için başkalarından sevgi ve hayranlık beklentisi içine girmektir. Bir insanın gerçekte sahip olduğu bir özelliğe değer vermesi narsisistik değildir (Horney, 2006). Horney'a göre narsistik eğilimlerin temel amacı -Yuddy'de olduğu gibi- kişiyi acı verici hiçlik duygusundan kurtarmaktır. Bu boşluk ve hiçlik duygusu Yuddy'nin birkaç kez anlattığı hikayede karşılık bulur. Hikayeden bahsederek yazıma son veriyorum. İzleyecek olanlara keyifli seyirler.

''bir kuş cinsi vardır, ayaksız
sürekli uçmak durumunda olan yere konmayan
bunların uykusu bile rüzgar eserken
havada asılı kalıp uyumaktan ibarettir,
bir gün yere konacaklardır elbet,
ama bu onların ilk ve son konuşu olacaktır, çünkü
hemen ardından öleceklerdir''
Kaynaklar: Özdemir, H. E. (2017). Bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişki: reddedilme duyarlılığının aracı rolü (Master's thesis, Işık Üniversitesi).


© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda