hAZIRLAYAN: Yazan: Psİkolog GÖZDE DURAN
FRANSIZ YENİ DALGA AKIMININ
BAŞYAPITLARINDAN BİRİ: LES
QUATRE CENT COUPS (400
DARBE/1959)
Sinema tarihinde şimdiye kadar belki de 12 yaşından 30'lu yaşların ortasına kadarki yaşantısı anlatılan tek karakter ünlü Fransız oyuncu Jean-Pierre Léaud'nun hayat verdiği Antoine Doinel karakteridir. Fransız Yeni Dalga Akımı'nın bazı kaynaklara göre ilk ürünü olan Les Quatre Cent Coups (Fransızca'da "serserilik etmek, avarelik etmek" anlamında kullanılan bir deyimdir. Türkçe'ye 400 Darbe şeklinde çevrilmiştir.) karakterin ilk filmidir. Aynı zamanda François Truffaut'nun ilk uzun metraj filmidir ve sinema okullarında üzerine uzun uzun konuşulan, kült filmlerden biri olarak kabul edilir. Film hem sosyolojik hem de psikolojik bir zemine oturtulmuştur. Birbiriyle yakından ilişkili olan bu iki olguya adı gibi çok sert bir darbe vurur. Neo-realizimin etkisiyle aile, okul ve toplum gibi kavramları açık açık ve sert üslubuyla eleştirir. Film; 1950'li yılların sonlarında Paris'te yaşayan küçük bir çocuğun dünya üzerinde hiçbir yerde kendine yer bulamamasını anlatır.

Yönetmenin hayatından da izler taşıyan ve bu anlamda otobiyografik bir karakter olan Antoine, annesi ve üvey babasıyla küçük bir apartman dairesinde yaşayan bir çocuktur. 2. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru evlilik dışı bir ilişkinin sonucu olarak dünyaya gelir. "İstenmeyen Çocuk" şeması hayatının her anında ve her yerde zihnine darbeler vurmuştur. Annesi ona hiçbir zaman şefkat göstermemiş, onu her zaman ilgi ve sevgisinden mahrum bırakmıştır. Film boyunca Antoine'e iyi davrandığı tek bir sahne vardır. O da Antoine'nin okulu astığı bir gün sokakta onu yabancı bir adamla öpüşürken gördükten sonra bu olayı kocasına anlatmasın diye ona gösterdiği sahte ve yapmacık sevgili sahnedir. O andan itibaren Antoine annesini zihninde öldürmüştür.Tarihsel açıdan incelediğimizde toplumsal değişmenin film üzerindeki etkilerini daha rahat görebiliriz. Fransa 2. Dünya Savaşı'nda yayılmacı bir politika izleyen Almanya tarafından ilk işgale uğrayan müttefik devletlerden biridir. Naziler Fransız hükümetiyle masaya oturmuş ortak bir hükümet kurulmasına karar vermiştir. Toplumun büyük bir kısmı bu sisteme boyun eğmiş çok azı direniş göstermiştir. Normandiya Çıkarması'yla ülke işgalden kurtulduktan sonra yetkililer, yıllarca totaliter rejimle yönetildikleri için ve aynı zamanda düzeni sağlamak amacıyla baskıcı uygulamalara başvurmuştur.

Bu uygulamalar aile, okul ve sosyal yaşamda kendine yer bulmuştur. Filmde de gördüğümüz gibi derinlemesine, kalıcı öğrenmeye yönelik bir eğitim anlayışından ziyade yüzeysel, ezberci bir eğitim anlayışı
benimsenmiştir. Okul içerisinde katı kurallar hakimdir ve bu kurallara riayet etmeyenlere ağır cezalar verilmiştir. Truffaut, Antoine karakteri üzerinden direniş gösteren azınlık Fransız grubunu beyaz perdeye yansıtmıştır. Antoine'in mizaç ve karakter yapısına baktığımızda toplum normlarına uyum sağlayamayan, hiperaktif, özgür olmak isteyen, sinema ve edebiyata ilgili bir çocuktur. İzleyici olarak bizlerin doğru diye nitelendirebileceğimiz davranışlarından bile azar işitmiş ve haksızlığa uğramıştır. Bu düşünceler de onu yalan söylemeye ve hırsızlık yapmaya itmiştir. Kendisine haksızlık edildiğini düşünen bir
çocuğun başka türlü davranması beklenilemezdi elbette. Bu kargaşa içerisinde nefes alabildiği tek aktivite tıpkı Truffaut'nun hayatında olduğu gibi sinemaya gitmektir. Kendisini özgür hissettiği tek yer ise arkadaşı Rene ile gezdiği sokaklardır. Antoine ailesinde, okulunda, ıslah evinde hep dışlanmıştır. Öyle ki ebeveynleri tatil planı yaparken bile onu bu planın içerisine dahil etmezler. Onu sanki kendi bütünlüklerinden ayrı var olan bir yapı gibi görürler. Üvey babasının genelde ona kötü davrandığını görmesek de onu kendi parçası olarak değil de soyadını vermek zorunda olduğu bir sorumluluk olarak gördüğünü söyleyebiliriz. Tüm bu olaylar silsilesinde kendine bir özgürlük alanı oluşturmaya çalışan Antoine'nin tek amacı denize yani "bağımsızlığa" ulaşmaktır. Aslında yaptığı tüm "haylazlıkların" sebebi de budur: kendini fark ettirmek ve kabul ettirmek. Eğitim sistemi, aile, çocuk yetiştirme, hiperaktivite ve toplumsal yapı gibi temaları içeren ve sizi çocukların dünyasına itiveren bu eşsiz filmi izlemenizi öneririm.

Kaynaklar:
https://www.filmloverss.com/the-400-blows-yeni-bir...
dalganin-ilk-darbesi/
https://www.filmloverss.com/400-darbe/

© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda