ÇOÇUKLUKTAN YETİŞKİNLİĞE DİKKAT EKSİKLİĞİ-HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNU ANLAMAK
Hazırlayan: Ezginur BOZKUŞ
DEHB, çocuk ve ergenlerde tedavi için başvurulan en yaygın nörodavranışsal bozukluklar arasında olup, belirgin semptomlar ve bozukluklarla yetişkinliğe kadar uzanır. Genellikle yıkıcı, ruh hali, anksiyete ve madde kullanımını içeren bozukluklarla birlikte ortaya çıkar. DEHB'nin teşhis ve tedavisinde, bireyin yaşamının tüm yönlerinin dikkate alınması gerekir. Çoklu tedavi, eğitim, aile ve bireysel desteği içermektedir. Tek başına ve ilaçla birlikte psikoterapi, DEHB ve eşlik eden problemler için fayda sağlamaktadır. Geçtiğimiz son on yılda, epidemiyolojik çalışmalar, DEHB görülen bireyler arasında yüksek oranda eşzamanlı olarak psikiyatrik bozukluklar ve öğrenme bozuklukları olduğunu belgelemiştir. Bununla birlikte, DEHB'de yüksek oranda, sosyal, genelleştirilmiş ve panik benzeri gibi çeşitli anksiyete semptomları ortaya çıkabilir. Benzer şekilde DEHB, depresif bozukluğa sahip olma olasılığını en az iki kat artırır. Gelişen literatür, bipolar bozukluk ve DEHB'nin birlikte ortaya çıktığını bildirmektedir. Çocuk ve ergenler üzerinde yapılan sistematik çalışmalar, bipolar çocuklarda DEHB oranlarının %57 ile %98 aralığında, diğer taraftan DEHB'li çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk oranının %22 olduğunu belirtmiştir. Ayrıca veriler, DEHB'li gençlerin, ergenlik döneminde sigara ve madde kullanımı açısından yüksek risk altında olduğunu göstermektedir. DEHB'li ergen ve yetişkinler, DEHB'li olmayan bireylere kıyasla, iki kat daha fazla sigara kullanımına bağımlı hale gelirler. Sigaraya bağımlı hale gelen bu gençlerin, daha sonra alkol ve uyuşturucu kullanma riski de fazladır.

Çocuk, ergen ve yetişkinlerde DEHB teşhisi için, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-IV-TR) gibi mevcut kılavuzlar baz alınmalıdır. Ancak bu kriterler 17 yaşındaki gençlere kadar olan yaş grubunu kapsamakta olup, yetişkinlikler için özel olarak tasarlanmamıştır. Bu sebeple, kriterler her zaman DEHB'li yetişkinlere uymayabilir. Bozukluğun semptomları şu şekilde sınıflandırılır: dikkatsizlik, dikkati ve zihinsel çabayı sürdürmede zorluk, unutkanlık, dikkat dağınıklığı; hiperaktivite-kıpır kıpır olma, aşırı konuşma, yerinde duramama, dürtüsellik…

Ayrıca, DEHB tanısına klinik olarak yardımcı olan bazı ölçekler kullanılır. Bunlar: DEHB Semptom Kontrol Listesi, Swanson, Nolan ve Pelham (SNAP-IV) Öğretmen ve Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği, Conners Derecelendirme Ölçekleri, Brown Dikkat Eksikliği Bozukluğu Ölçeği. Bu araçlar normlardan sapan davranışı ölçse de, tanı koymak veya tanıyı reddetmek için tek başlarına kullanılmamalıdır. Bunlarla beraber, hastanın semptomları, bozukluğun şiddeti, olası komorbidite, aile öyküsü ve psikososyal stres faktörleri hasta ve/veya ebeveyn görüşmesi sırasında belirlenebilir. Pediatrik değerlendirmelerde ergenin davranışı ve ebeveyn-çocuk etkileşimi gözlemlenir ve çocuğun okulu, tıbbi ve nörolojik durumu değerlendirilir.

Yetişkinlerin tanısı ise, çocukluk dönemi başlangıcı, süreklilik ve semptomların mevcut varlığına ilişkin kriterlerin DSM-IV-TR kullanılarak dikkatli bir şekilde sorgulanmasını içerir. DEHB'li yetişkinler için tanısal yardımlar da mevcuttur. Örneğin, Erişkin DEHB Kendi Bildirim Ölçeği, Conners Erişkin DEHB Ölçekleri ve Brown DEHB Erişkin Ölçekleri, DEHB tanısına yardımcı olan araçlar arasındadır.

Takip çalışmaları, hastalıkla ilgili belirgin semptomların ve bozukluğun, vakaların yaklaşık yarısında yetişkinliğe kadar devam ettiğini göstermektedir. Yaşam süresi boyunca DEHB semptom profilinde, gelişimsel farklılıklar olduğu görülmektedir. Büyüyen DEHB'li gençlerden boylamsal olarak elde edilen veriler, dikkatsizlik semptomlarının büyük ölçüde devam ederken, hiperaktivite ve dürtüsellik semptom kümesinin zamanla azaldığını göstermektedir. Ayrıca mevcut literatür, beyin yapısı ve işlevindeki anormallikler ile DEHB arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Belirgin nöropsikolojik kökenli yönetici işlev bozuklukları ile DEHB'li gençlerin öğrenme güçlüğü arasında bağlantı olup, DEHB'li erişkinlerde de benzer bulgular saptanmaktadır.

DEHB olan ve olmayan yetişkinlerde yapılan bir manyetik rezonans görüntüleme (MRI) çalışması, daha küçük bir ön singulat korteks (ACC) ve dorsolateral prefrontal korteks (DLPFC) sonucuna ulaşmıştır. DLPFC'nin önemli bir işlevi, çalışma belleğini kontrol etmesidir. Diğer bir yandan ACC, bir göreve odaklanma ve seçenekler arasında seçim yapma becerisini içeren kilit bir düzenleme bölgesidir. Bu farklılıkların, DEHB'deki hedefe yönelik ve görev davranışındaki eksiklikleri açıkladığı düşünülmektedir.

DEHB'nin yönetimi, iki ana alanın dikkate alınmasını içerir: farmakolojik olmayan tedavi (eğitimsel iyileştirme, bireysel ve aile psikoterapisi) ve farmakoterapi. Çocuklar, ergenler ve ailelerinin yanı sıra, DEHB'li yetişkinler için destek grupları, bireylerin kendileri veya çocukları için, DEHB hakkında bilgi edinebilecekleri ve mevcut kaynakları öğrenebilecekleri paha biçilmez ve masrafsız bir ortam sağlar. Destek gruplarına, DEHB yardım hattını arayarak veya internet üzerinden erişilebilir.

Vakaların çoğunda, çocuğun zorluklarına dayalı özel eğitim planlaması gereklidir. DEHB'li gençlerin üçte birine öğrenme bozuklukları eşlik ettiğinden, bu bireyler taranmalı ve uygun bireyselleştirilmiş eğitim planları geliştirilmelidir. Ebeveynler, çocukla doğrudan temas kurabilen, okul yöneticileri ve öğretmenler için değerli bir irtibat görevi gören, okul rehberlik danışmanıyla yakından çalışmaya teşvik edilmelidir. Okul psikoloğu, bireyselleştirilmiş eğitim planının geliştirilmesi ve uygulanmasına yardımcı olmanın yanı sıra, bilişsel test sağlamada da yardımcı olabilir. Davranışsal veya akademik performansta zorluk çeken DEHB'li bireylerde, eğitimsel düzenlemeler dikkate alınmalıdır. Ev ödevini tamamlama becerisini en uygun hale getirmek için ev ortamında benzer değişiklikler yapılmalıdır.

DEHB için çeşitli psikososyal müdahaleler mevcuttur. Altta yatan duyguları ele alan geleneksel psikoterapinin yanı sıra, özel öğretmenler, çocukların akademik performansı ve kişilerarası ilişkilerini iyileştirmek için stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmaya hazırdır.

DEHB'li çocuğu desteklemek için uyum konusu göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin, dikkati kolaylaştırmak için sınıf düzenlemesinde başka davranışsal stratejiler kullanılabilir. Bu stratejiler, DEHB'li çocuğu öğretmene yakın konumlandırmayı, dikkati dağıtan çevresel etmenleri ortadan kaldırmayı ve kümeler yerine geleneksel sıralar halinde oturma düzenini içerir. Yeni veya zor görevlerden ziyade, kolay ve tekrarlayan görevleri kapsayan, yenilik ve uyarım içeren derslerin, DEHB'li çocuğa fayda sağladığı gösterilmiştir. Akademik ortamda etkili olduğu gösterilen ek müdahaleler arasında, akran aracılığıyla yapılan müdahaleler ve token ekonomisi bulunmaktadır.

Tedavinin diğer bir parçası olan uyarıcıların, kısa süreli yan etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar: iştahsızlık, uykusuzluk, sinirlilik ve mide fesadı. Uyarıcılar kilo kaybına neden olabilse de, nihai boy üzerindeki etkileri daha az kesindir. Bir dizi çalışma, tedavinin erken döneminde potansiyel büyüme gecikmesine işaret etmektedir.

Atomoksetin, genç ve yetişkinler üzerinde çalışılan, norepinefrine özgü güçlü bir geri alım inhibitörüdür. Atomoksetinin uzun süreli kullanımda etkili olduğu, özellikle DEHB'de fayda sağladığı gösterilmiştir. DEHB ve tik bozukluğu olan çocuklar üzerinde yapılan bir çalışmada, atomoksetin, DEHB semptomlarını iyileştirirken tik şiddetini azaltmıştır.

Bununla birlikte, alfa agonistleri, özellikle küçük çocuklarda DEHB'nin yanı sıra, bu bozukluk ile ilişkili tikler, karşı gelme bozukluğu, saldırganlık ve uyku bozuklukları tedavisinde kullanılmıştır. Hem DEHB, hem de DEHB ile birlikte tiklerin görüldüğü gençler üzerinde, alfa agonistleri ve uyarıcıları içeren kombinasyon çalışmaları yapılmıştır. Tüm çalışmalar, DEHB ve/veya tikleri iyileştirmede bu kombinasyonun etkili olduğunu göstermiştir.

Özetle DEHB, ergenlik döneminden yetişkinlik yıllarına kadar sıklıkla devam eden, dünya çapında yaygın heterojen bir bozukluktur. DEHB, bozukluğun semptomlarının gelişimsel gösteriminin anlaşılmasıyla, öykünün dikkatli bir şekilde incelenmesiyle teşhis edilmeye devam etmektedir. DEHB olan çoğu bireyde, bu bozukluğa eşlik eden durumlar gözlenmektedir. Bunlar: karşı gelme, kaygı veya duygudurum bozukluklarıdır. Ek olarak DEHB ile birlikte, içsel, sosyal, akademik ve mesleki alanlarda tedavi gerektiren bazı bozulmalar görülmektedir. Ayrıca DEHB'nin yönetiminde psikososyal müdahaleler dikkate alınmalı ve bu bozukluk, ilaç tedavisinin etkinliği ile desteklenmelidir.

Kaynak: Understanding Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder From Childhood to Adulthood
Timothy E. Wilens, MD and Thomas J. Spencer, MD

© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda