DEPRESYONDA TMS TEDAVİSİNİN KULLANIMI
Hazırlayan: Büşra Bayram
Depresyon, uzun süreli depresif mod olarak bilinen, aktivitelerdeki ilgilerin azaldığı, günlük hayattaki bazı fonksiyonların bozulmasına sebep olan ciddi bir mental sağlık durumudur. DSM 5'te bulunan beş ya da daha fazla belirtinin iki hafta içindeki varlığına göre depresyon teşhisi konmaktadır. Depresif mod ve anhedonia (aktivitelere ilginin azalması) belirtilerdendir. Majör depresyonun ikincil belirtileri ise iştahta azalma, ve/veya kiloda değişim, uykuda zorluk (insomnia veya hipersomnia), psikomotor ajitasyon veya retardasyon, yorgunluk veya enerji kaybı, düşünme kabiliyetinin ve konsantrasyonun azalması, değersizlik veya fazla suçluluk hissi ve intihar düşünceleridir. Genel popülasyonda yaşam boyu depresyon yaygınlığının % 10 olduğu tahmin edilmektedir.

Majör depresif bozukluk (MDB) oldukça yaygın bir psikiyatrik bozukluktur. Psikoterapi, ilaçlar ve bunların kombinasyonu genellikle belirtileri kontrol etmede yetersiz kalmakla birlikte tedavi direnci depresyonu (TDD) ile karşılaşılabilir. Bu, işsizlik süresinin artmasıyla birlikte fonksiyonların kötüye gitmesine, intihar fikrine, madde kullanımına ve ilişkilerde stabil olmamaya yol açabilir. TMS, tedavi direnci depresyonuyla karşılaşan bireyleri tedavi etmede başarılı olmuştur. Literatüre göre, TMS'ye cevap oranı %50 - %55, hafifleme oranı %30-%35 arasında değişmektedir. Majör depresyona sahip olan bireylerde Dorsolateral Prefrontal Kortekste (DLPFC) bu durumla uyuşan düzensizlikler görülmüştür. TMS depresyonun patofizyolojisini hedef alır ve Dorsolateral Prefrontal Kortekse uyguladığı yüksek manyetik dalgalarla davranışsal düzenlemelerde yardımcı olur.

TMS, TDD hastaları için kısa manyetik vuruşlarla kortikal uyarımlara yol açan, ileri seviye bir tedavi yöntemidir. Tekrarlanan TMS (rTMS) vuruşların tekrarlanan tarzda uygulanmasıdır. TMS bozulmaya uğratmayan, uyarım için herhangi bir operasyon gerektirmeyen bir tekniktir. Bunun yerine, elektriksel ve manyetik enerjiyi birbirine dönüştürerek elektromanyetik fenomene teşvik eder. Elektromanyetik bir bobin kafa derisine yerleştirilir ve bu kortikal nöronları etkili bir titreşimle depolarize eden alanı kısa süreliğine oluşturur. Bu güçlü manyetik alan, kafa derisinin yüzeyinde; cilde, kaslara veya kemiklere herhangi bir müdahalede bulunmadan, elektrotsuz bir şekilde elektriksel uyarım yapar. Nöronal stimülasyonun uyarılabilirlik seviyeleri, yüksek (10 ila 20 Hz) veya düşük (1 Hz) frekanslar arasında düzenlenebilir. Üretilen manyetik alan yaklaşık 1,5 Tesladır ve manyetik rezonans görüntülemenin gücüne benzerdir. TMS ile tedavi edilen hastalar, üç ila altı hafta boyunca beş günlük tedavi seansına tabi tutulur ve sonuç olarak 20-30 seans almış olurlar.

Sol DLPFC'ye uygulanan yüksek frekanslı uyarım depresyon tedavisinde etkili olurken, sağ DLPFC'ye uygulanan düşük frekanslı uyarım hem depresyonda hem anksiyetede etkili olur. TMS etkilerini araştıran çalışmalarda, 24-75 arası 16 sağlıklı bireyde sağ ve sol prefrontal incelenmiştir. Sol DLPFC'den uyarım alan bireylerde sabah kortizol hormonu seviyelerinin düştüğü görülmüştür. Ancak bu çalışma küçük bir örneklem grubuyla sınırlıdır. Yapılan birçok TMS çalışmasında, remisyon (semptomun görülmediği durum) oranı %30-%40 olan hastalarda, sol prefrontal kortekse uygulandığında depresif ruh halinin tedavi edildiği görülmüştür. Antidepresanlara benzer olarak, TMS de etkisini sürdürmüş, fakat daha az yan etki göstermiştir.

Diğer çoklu çalışmalar, TMS'nin remisyon oranıyla birlikte Placebo'ya göre 4 kat daha fazla antidepresan etkisi gösterebileceğini bulmuştur. 307 katılımcıyla yapılan bir çalışmada depresyon yoğunluğunun daha da azalabileceği gösterilmiştir. Dahası, Hamilton Depresyon Ölçeği'nde de bu gelişmeler bulunmuştur. Diğer bir çoklu, kontrollü çalışmada, MDD tanısı konmuş ve antidepresanların yan etkisinden arınmış hastalarda TMS'nin etkisi incelenmiştir. Bu deneme, TMS uygulamasından dört hafta sonra, Montgomery-Asberg Depresyon ölçeğinde incelenmiş, ve büyük gelişmeler görülmüştür. Ancak bu çalışma, placebo etkilerini yaşayan hastalarınkine benzerdi. Başka bir çalışma, uzun vadeli TMS'nin ve TMS sonrası antidepresan kullanımının etkisini kanıtladı.

Beynin metabolik aktivitesiyle TMS'nin etkisin araştıran korelasyonel çalışmalar olmasına rağmen, TMS'nin nörobiyolojik etkisi tam olarak anlaşılamamıştır. Bu, frontal kortekste hipoperfüzyon sergileyen, tedaviye yanıt vermeyenlerde TMS tedavisinin sonuçlarıyla doğrulanmıştır. TMS tedavisinde merkezi önemi olan nörolojik fizyoloji tepkilerinde, tekrarlanan uyarımların plastisiteyi arttırdığı, uyarım kesilse bile etkisinin sürdüğü görülmüştür. Bir diğer çalışma, günlük TMS seanslarının kortikal aktiviteyi arttırdığını göstermiştir. Öne sürüldüğü üzere, antidepresanlara yanıt verilmeyen durumlarda TMS psikoterapi ile ya da psikoterapi olmadan etkisini sergilemiştir.

TMS, etkili ve güvenli bir uyarım yöntemi olarak kabul edilmiştir. Ancak, tedavi uyumunu etkileyebilecek az sayıda yan etkisi vardır. Rapora göre, geçici ve/veya tekrarlayan baş ağrısı, kafa derisinde veya yüzde karıncalanma hissi oluşabileceği bu yan etkilerin arasındadır. Nöbet aktivitesi nadirdir ve bir hastanın rTMS sonrası otonomik sefalalji geliştirdiği bildirilmiştir.

Sonuçlar

Bir antidepresan olarak TMS'nin klinik etkisi kuvvetli bir şekilde gösterilmiştir. TDD hastaları için umut verici ve yenilikçi bir tedavi yöntemidir. Yalnızca, hastanın süreklilik adına kliniğe gelip gitmesi uyum gerektiren bir süreçtir. TMS nöromodülasyonu nörojeneze (yeni nöronların üretilmesine) teşvik edebilir. Gelecek çalışmaların TDD hastaları için daha etkili bir sonuç almak adına, TMS'nin uygulanması ve sınırlılıkları konusunda daha çok araştırma yapması gerekmektedir.

Kaynak: Rizvi, S., & Khan, A. M. (2019). Use of Transcranial Magnetic Stimulation for Depression. Cureus. doi:10.7759/cureus.4736


© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda