Uzman Psikolog Pınar DEMİR
Araştırma Görevlisi
ERGENLERDE KENDİNE ZARAR VERME DAVRANIŞI ve COVİD SÜRECİ


Bireylerin sosyal olarak onaylanmayan yöntemler kullanarak kendi bedenini tahrip etmesi olarak tanımlanan kendine zarar verme davranışı (KZVD) son yıllarda klinik ve normal popülasyonda görülme sıklığı artan bir psikolojik problemdir. DSM-5'te de bu tanımda bahsedilen özellikleri baz alınarak tanılanmaktadır. KZVD'ye başlama yaşına ilişkin yapılan çalışmalar incelendiğinde bu davranışın daha çok ergenlik döneminde başladığı ve bu dönemde sıklığının yüksek olduğu görülmektedir. Bu davranışın özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkmasına sebep olarak ise ergenliğin fırtınalı ve stresli doğası gösterilmektedir. Fırtınalı ve stresli özelliklere sahip olan ergenlikte, ergen tarafından baş edilemeyen olumsuz duygudurumları, ergenlerin KZVD'ye başvurmalarına yol açmaktadır.

Ergenlik dönemi; ilk , orta ve geç ergenlik olmak üzere temelde üç döneme ayrılan, 9-11 yaşlarından başlayarak 17-18 yaşlarına kadar devam eden, bireylerin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimlerinde önemli hızlı değişimlere yol açan gelişimsel bir dönemdir. Bu dönemde ergenlerin en temel psikolojik ihtiyaçları ise bağımsız olma ve kimliklerini bulma üzerinedir. Bu psikolojik ihtiyaçların karşılanmasında sağlıklı ve olumlu çevre koşullarının önemi büyüktür. Sağlıklı ve olumlu çevre koşullarında ergenlerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilme olasılıkları artması ve ergenler yaşama dair psikolojik kaygılarını rahatça yönetmeleri beklenmektedir. Bu stres faktörlerinin yol açtığı kaygılarını, sağlıklı bir şekilde yönetemeyen ergenlerin olumsuz duygudurumlarını kendilerine yöneltmeleri ise kendine zarar verme davranışının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla zorlu çevre koşullarında, psikolojik kaygıların yönetilebilmesinin ergeni zorladığı ve bu yüzden KZVD sıklığının arttığı söylenebilir. Son bir yılda da karşımızda duran en önemli stres faktörü olarak da covid pandemisi görülmektedir.



Dünyada ve ülkemizde fiziksel, ekonomik, sosyal, psikolojik ve daha birçok alanda olumsuz etkiye yol açan covid pandemi süreci ergenlerin hali hazırda var olan yaşam streslerini önemli oranda arttırmıştır. Bunun yanında eğitimin uzaktan olması ve sosyal yaşama getirilen kısıtlamalar da akranlarla bir araya gelme ve yaşamın stresinden uzaklaşmaya yönelik yapılan eğlenme faaliyetlerini engellemektedir. Yaşamdaki stres faktörlerinin artmasına rağmen bunun sağaltılmasına yönelik girişimlerde bulunulamaması, ergenlerin KZVD yönelmelerini tetiklemesi muhtemeldir. Buna paralel olarak yapılan çalışmalar covid döneminde ergenlerin KZVD sıklığının ve ruhsal problemlerinin sıklığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Yani, covid sürecinin, beraberinde getirmiş olduğu birçok yaşam stresinin yanı sıra ergenlerin yaşamlarını da dolaylı yoldan etkilediği söylenebilir.

Anılan noktalar göz önüne alındığında, özellikle ergenleri etkileyen ve görülme sıklığı gittikçe artan KZVD için covid sürecinin risk teşkil ettiği görülmektedir. KZVD bireylerin yaşam kalitelerini olumsuz etkilediğinden ve fiziksel hasarın yanı sıra psikolojik etkileri de olduğundan, önlenmesi önem arz eden bir ruh sağlığı problemidir. Covid sürecinin ergenler tarafından daha az zararla atlatılabilmesi, ergenlerin hem akademik başarılarının sürdürülmesi hem de psikolojik iyilik hallerinin devam ettirebilmesi için covidin getirdiği stres faktörlerinin sosyal destek mekanizmaları ile azaltılması gerekmektedir. Bu gerekliliğin sağlanması için de politika yapıcılara, ailelere ve hizmet verenlere önemli rol düşmektedir.

© Tüm hakları saklıdır Psycholocals.

Made on
Tilda